TAŞINIR TESLİMİNE İLİŞKİN İCRA VE İFLAS KANUNU 24. MADDESİ’NİN UYGULAMA ALANINDAKİ SORUNLARI

  • Anasayfa
  • Blog
  • TAŞINIR TESLİMİNE İLİŞKİN İCRA VE İFLAS KANUNU 24. MADDESİ’NİN UYGULAMA ALANINDAKİ SORUNLARI

‘’Para ve Teminattan başka Borçlar Hakkında İlamların İcrası:

Taşınır teslimi:

Madde 24 – Bir taşınırın teslimine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru bir icra emri tebliği suretiyle borçluya yedi gün içinde o şeyin teslimini emreder.

-İcra emrinde; alacaklı ve borçlunun ve varsa mümesillerinin adları ve soyadları ile şöhret ve yerleşim yerleri hükmü veren mahkemenin ismi ve hükmolunun şeyin neden ibaret olduğu, ilamın tarih ve numarası ve icra mahkemesinden veya istinaf veya temyiz yahut iadeyi muhakeme yolu ile ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılması hakkında bir karar getirilmedikçe cebri icraya devam olunacağı yazılır.

– Borçlu, bu emri hiç tutmaz veya eksik bırakır ve hükmolunan taşınır veya misli yedinde bulunursa elinden zorla alınıp alacaklıya verilir.

-Yedinde bulunmazsa ilamda yazılı değeri alınır. Vermezse ayrıca icra emri tebliğine hacet kalmaksızın haciz yolu ile tahsil olunur. Taşınır malın değeri, ilamda yazılı olmadığı veya ihtilaflı bulunduğu takdirde, icra memuru tarafından haczin yapıldığı tarihteki rayice göre takdir olunur.

-Hükmolunan taşınırın değeri, borsa veya ticaret odalarından, olmayan yerlerde icra memuru tarafından seçilecek bilirkişiden sorulup alınacak cevaba göre tayin edilir. İlgililerin bu hususta icra mahkemesine şikayet hakları vardır. ‘’

1)Genellikle Ticaret ve Tüketici mahkemelerinin ayıplı üretim neticesinde tüketicinin/alıcının seçimlik haklarından olan taşınırın ayıpsız misli ile değişimine hükmetmesinde yerel mahkemece karar verildikten sonra uygulama sahasında birçok sorun yaşandığı görülmek ile bu hususa güncel Yargıtay kararları ile açıklık getirmek isterim, şöyle ki;

2)Söz konusu ilamlar genellikle: ayıplı otomobilin davalıya iadesine, söz konusu otomobilin 0km misli ile davacıya verilmesine, 0 km misli ile değişimi  mümkün değil ise İİK’nın 24. maddesine göre işlem yapılmasına hükmederek taşınırın bedelinin ilamda yazılı olması ve olmaması halinde iki farklı uygulama olacak şekilde karşımıza çıkmaktadır. Taşınırın bedeli ilamda yazılı olduğu durumda 24. Madde gereği fiili icra uygulanacak olup haciz aşamasında sorun teşkil etmeyecektir. Zira alacak miktarı belirlenmiş olduğu için icra dosyasına alacak kalemi girişi yapılarak haciz prosedürü işletilecektir. 

3)Uygulamada asıl sorun ile karşılaşılan durum ise söz konusu taşınırın üreticinin elinde 0 misli bulunmaması ve taşınırın bedelinin de ilamda yazmamasıdır. Kanun maddesine göre bu durumda evvela İcra dairesi icra memuru ile veya oda/borsa statüsündeki kurumlardan kıymet takdirini tespit edecektir. Bu kıymet takdirinin taraflara tebliği ile 7 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde kıymet takdiri kesinleşecektir. Tarafların kıymet takdirine yönelik şikâyet haklarını kullanmaları durumunda ise kıymet takdirinin ne zaman kesinleşeceği kanun lafzında yer almamak ile 12. HD yerleşik içtihatları ile açıklığa kavuşturulmuştur.

’… İİK’nın 128/a-2. maddesinde; “Kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez” hükmüne yer verilmiştir. Hukuk Genel Kurulu’nun 26.02.1992 tarih ve 1992/4-70 E. – 1992/130 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, İİK’nın 128. maddesinde öngörülen iki yıllık sürenin başlangıcı, sonradan kesinleşmesi koşulu ile kıymet takdirinin fiilen yapıldığı keşif tarihidir.. (12.Hukuk Dairesi 2021/7351 E. ,2021/8428 K.)’’

4)Küresel çaplı pandemi sürecinde yargısal tedbirlere ilişkin yapılan en kapsamlı düzenleme 26.03.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7226 sayılı Kanun’un Geçici maddeleri olup söz konusu Kanun’un Geçici 1. Maddesi’ne göre bazı süreler durdurulmuş ve son günleri bu süreye denk gelen durumlarda 15 gün ekleme yapılmıştır.

‘’7226 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesinin birinci fıkrasında bu düzenlemelerin, Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla yapıldığı belirtilmiştir. Bu amaç doğrultusunda İİK’nun 128/a maddesinin 2. fıkrasındaki “Kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez. Ancak, doğal afetler ve imar durumundaki çok önemli değişiklikler meydana getiren benzer hallerde yeniden kıymet takdiri istenebilir.” düzenlemesinin incelenmesinde; Hukuk Genel Kurulu’nun 26.02.1992 tarih ve 1992/4-70 E. – 1992/130 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, İİK’nun 128. maddesinde öngörülen iki yıllık sürenin başlangıcı, sonradan kesinleşmesi koşulu ile kıymet takdirinin fiilen yapıldığı keşif tarihidir. Dairemizin yerleşik içtihatları gereğince; kıymet takdiri tarihi kural olarak icra dairesince fiilen yapılan keşif tarihidir ve satışın kıymet takdirinin esas alındığı tarihten itibaren 2 yıl sonra yapılması başlı başına ihalenin feshi sebebi olup bu hususun, 2 yıl içinde taşınmazın değerinde oluşacak muhtemel değişiklikler nedeniyle hem borçlu hem de alacaklı tarafın menfaatlerini korumaya yönelik bir düzenleme olması nedeniyle, kamu düzenine ilişkin olduğundan re’sen gözetilmesi gerekir.

Öte yandan; İİK’nun 128/a maddesinin 2. fıkrasında yer alan 2 yıllık sürenin, taraflar yönünden getirilen bir itiraz yada hak düşürücü süre niteliğinde olmayıp, taşınmazın değerinde oluşacak muhtemel değişimler nedeniyle taraf menfaatlerini korumaya yönelik bir süre olduğu tabi olup, söz konusu fıkranın son cümlesinde yazılı “doğal afetler ve imar durumundaki çok önemli değişiklikler meydana getiren benzer hallerde yeniden kıymet takdiri istenebilir.” düzenlemesi de, bu sürenin taşınmazın gerçek değerinden satılması amacına matuf olduğunu gösterir. Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; 7226 sayılı Kanun’la getirilen durma sürelerinin, İİK’nun 128/a-2. maddesinde düzenlenen 2 yıllık süreyi kapsamadığının, aksi yorumun
maddenin konuluş amacına aykırı düşeceğinin kabulü gerekir. İİK’nun anılan hükmünde güdülen amacın kesinleşen kıymet takdirinden sonra 2 yılın geçmesi halinde yeniden kıymet takdiri yapılması zorunluluğuna ilişkin olduğu açıktır. Kaldı ki; İİK’nun 128/a-2 maddesinin Dairemizin içtihatları ile taşınır satışlarında da uygulandığı düşünüldüğünde; pandemi sürecinde ülkemizdeki taşınır ve taşınmaz değerlerinde oluşan büyük artışlar nazara alındığında, kanunda düzenlenen 2 yıllık azami sürenin üzerine durma sürelerinin de eklenmesi ile daha da uzayacak sürenin, taşınmazın gerçek değerinden satılmasına engel olacağı ve tarafların hak kaybına uğramalarına neden olacağı açıktır.
(12.Hukuk Dairesi 2021/7351 E. ,2021/8428 K.)’’

5)Yukarıda 12. Hukuk Dairesinin güncel tarihli kararına atıfta bulunarak konu hakkındaki hukuki görüşümüzü özetleyecek olursak şöyle ki;

-İİK 128/a maddesinin 2. Fıkrası her ne kadar taşınmaz satışı başlığının altında yazılmış olsa da daire içtihatları nezdinde taşınır satışlarına yönelik olarak da uygulanmaktadır.

– Pandemi ile ekonomik şartlardaki ciddi değişiklikler, enflasyon gibi etkenler düşünüldüğünde 2020 yılında takdir olunan bir kıymetin 2022 yılında olağanüstü durumlardan ötürü fahiş düzeyde artış göstermesi ve bu durumun alacaklı nezdinde mağduriyet yaratacak olması ile Pandemi döneminin yargılama aşamalarına yönelik etkileri dikkate alındığında İİK 128/2-a maddesi uyarınca kesinleşme tarihi üzerinden 2 yıl geçmeden kıymet takdiri talep etme hakkı vermektedir. Henüz devam eden Kıymet takdirine ilişkin şikayete yönelik davalarda İcra dairesinden bu gerekçeler ile yeniden kıymet takdiri talep edilmesi ve bu hususta güncel tarihli bir kıymet takdiri yapılması alacaklı’nın menfaatlerini koruyacak olup mahkeme ilamının tam ve gereği gibi yerine getirilmesine olanak sağlayacaktır.

-Aksi halde 2020 yılında örnek vermek ile 500,000,00 TL bedel takdir edilen bir taşınırın bugün itibarı ile ortalama satış bedeli 1.000.000,00 TL’yi geçmiştir. Şu an görülen Kıymet takdirine yönelik şikayet davasında bilirkişi’nin 24. Maddeye atıfta bulunarak haczin yapıldığı tarih olarak kabul edilen ödeme muhtırasının borçluya tebliği edildiği 2020 yılındaki rayiç bedeli hesaplayıp dosyaya sunması, alacaklı açısından ciddi zarara sebep olacaktır. Pandemi ve enflasyon gibi ciddi ekonomik fiyat artışları olmasa idi 2020 yılından bu yana %5 %10 gibi bir üretim artışı olması kuvvetle muhtemel olduğundan alacaklıyı ciddi manada mağdur etmeyecekti. Fakat şu an son 2 yılda taşınır fiyatlarında %200 %300 civarı artış görülmüş olması ile alacaklının menfaatleri ciddi derecede zarar görmektedir. Hal böyle iken İİK 128/2-a maddesini kıyasen taşınırlara uygulamak suretiyle bu mağduriyet giderilebilecek ve yeni kıymet takdiri icra dairesinden istenilebilecektir.

-Bu husus pandemi süerecinin yargıya etkilerinin yakın zamanda azalmış olması ve henüz Yargıtay İçtihadı Birleştirme nezdinde bir karar tesis edilmemiş olması sebebiyle de açıklanmaya muhtaç olduğundan tarafımca izah edilmiştir.

Avukat Taha Burak ÖZKAN

ANKARA BAROSU

 

Categories

Decision Are A Professional Attorney & Lawyers Services Provider Institutions. Suitable For Law Firm, Injury Law, Traffic Ticket Attorney, Legacy And More.

Contact Info

+(002) 0121-2843-661
+(002) 0106-8710-594
AR-Coder@arcoder.com
Support@arcoder.com
Menouf City , El-Menoufia, Egypt.
Shibin El-Kom , El-Menoufia, Egypt.

Follow Us